İngilizce Oyun Terimleri ve Anlamları: Kapsamlı Gamer Sözlüğü (2025)

Blog 24 dk okuma

Oyun dünyasında İngilizce terimler evrensel bir dil haline geldi. İster rekabetçi bir oyuncu olun ister yeni başlayan biri, bu terimleri bilmek oyun deneyiminizi tamamen değiştirir. Bu rehberde 200’den fazla oyun terimini kategorilere ayırarak, örneklerle açıkladık.


İçindekiler

  1. Genel Oyun Terimleri
  2. FPS Oyun Terimleri (CS2, Valorant, Call of Duty)
  3. MOBA Oyun Terimleri (LoL, Dota 2)
  4. Battle Royale Terimleri (PUBG, Fortnite, Apex Legends)
  5. MMORPG Terimleri
  6. Oyuncu Davranışlarını Tanımlayan Terimler
  7. Teknik ve Donanım Terimleri
  8. Sohbet Kısaltmaları

Genel Oyun Terimleri

GG (Good Game)

Anlamı: İyi oyundu.

Oyun sonunda rakibe veya takım arkadaşlarına saygı göstermek için kullanılır. Sportmenliğin simgesidir.

Örnek kullanım: “GG WP everyone, that was a close match!”


AFK (Away From Keyboard)

Anlamı: Klavye başından uzakta.

Oyuncunun geçici olarak oyundan ayrıldığını belirtir. Takım oyunlarında AFK kalmak ciddi bir dezavantajdır.

Örnek kullanım: “Don’t start the raid yet, John is AFK for 5 minutes.”


Noob / Newbie

Anlamı: Acemi, yeni başlayan oyuncu.

Deneyimsiz oyuncuları tanımlar. Bazen hakaret olarak, bazen de nötr anlamda kullanılır.

Örnek kullanım: “Go easy on him, he’s a noob and still learning the basics.”


Pro

Anlamı: Profesyonel veya çok yetenekli oyuncu.

Oyunda ustalaşmış, üst düzey beceriye sahip kişileri tanımlar.

Örnek kullanım: “Watch this pro player’s movement, it’s insane!”


Tryhard

Anlamı: Aşırı çabalayan oyuncu.

Normal bir oyunda bile sanki turnuva oynuyormuş gibi yoğun çaba gösteren oyuncuları tanımlar. Bazen olumsuz, bazen olumlu anlamda kullanılır.

Örnek kullanım: “Why are you being such a tryhard in casual mode?”


Smurf

Anlamı: Düşük seviye hesap kullanan deneyimli oyuncu.

Yüksek seviyeli bir oyuncunun yeni hesap açarak düşük seviyeli oyuncularla eşleşmesi. Genellikle hoş karşılanmaz.

Örnek kullanım: “That guy is definitely a smurf, no way a bronze player can aim like that.”


Meta

Anlamı: Most Effective Tactics Available – En etkili taktikler.

Oyunun mevcut durumunda en güçlü stratejileri, karakterleri veya silahları ifade eder.

Örnek kullanım: “The current meta favors aggressive playstyles.”


Nerf

Anlamı: Güç azaltma.

Geliştiricilerin bir karakteri, silahı veya özelliği zayıflatması.

Örnek kullanım: “They nerfed my main character, now I need to find a new one.”


Buff

Anlamı: Güç artırma.

Nerf’in tersi. Bir özelliğin güçlendirilmesi.

Örnek kullanım: “The new patch buffed shotguns significantly.”


OP (Overpowered)

Anlamı: Aşırı güçlü.

Dengeli olmayan, çok güçlü karakterleri veya silahları tanımlar.

Örnek kullanım: “This weapon is so OP, it needs a nerf immediately.”


NPC (Non-Player Character)

Anlamı: Oyuncu olmayan karakter.

Bilgisayar tarafından kontrol edilen karakterler. Günlük hayatta “robotik davranan kişi” anlamında da kullanılır.

Örnek kullanım: “Talk to the NPC near the fountain to get the quest.”


Respawn

Anlamı: Yeniden doğma.

Öldükten sonra oyuna geri dönme.

Örnek kullanım: “Wait for me to respawn before pushing.”


Spawn

Anlamı: Doğma/belirme noktası.

Oyuncuların veya düşmanların oyuna dahil olduğu konum.

Örnek kullanım: “Enemy team is camping our spawn point.”


Grind / Grinding

Anlamı: Uzun süre tekrarlayan görevler yapma.

Seviye atlamak veya kaynak toplamak için saatlerce aynı şeyleri yapma.

Örnek kullanım: “I spent the whole weekend grinding for that legendary weapon.”


Farm / Farming

Anlamı: Kaynak veya deneyim puanı toplama.

Altın, XP veya malzeme biriktirmek için sürekli düşman öldürme veya görev yapma.

Örnek kullanım: “Stop fighting and focus on farming for now.”


Loot

Anlamı: Ganimet, yağma.

Düşmanlardan veya sandıklardan elde edilen eşyalar.

Örnek kullanım: “Check that building for loot before we move.”


RNG (Random Number Generator)

Anlamı: Rastgele sayı üreteci.

Oyundaki şans faktörünü ifade eder.

Örnek kullanım: “I hate this game’s RNG, I never get good drops.”


DLC (Downloadable Content)

Anlamı: İndirilebilir içerik.

Ana oyuna eklenen ücretli veya ücretsiz ek paketler.

Örnek kullanım: “The new DLC adds 20 hours of gameplay.”


Easter Egg

Anlamı: Gizli sürpriz.

Geliştiricilerin oyuna gizlediği özel içerikler veya göndermeler.

Örnek kullanım: “Did you find the easter egg in the last level?”


Speedrun

Anlamı: Hızlı bitirme.

Bir oyunu mümkün olan en kısa sürede tamamlama.

Örnek kullanım: “The world record speedrun for this game is under 2 hours.”


Ragequit

Anlamı: Sinirlenip oyunu terk etme.

Kaybetme veya hayal kırıklığı nedeniyle aniden oyundan çıkma.

Örnek kullanım: “He ragequit after dying three times in a row.”


Lag

Anlamı: Gecikme.

İnternet bağlantısı veya donanım kaynaklı oyun gecikmesi.

Örnek kullanım: “I can’t play properly, the lag is terrible tonight.”


Ping

Anlamı: Bağlantı gecikmesi (milisaniye cinsinden).

Düşük ping iyi, yüksek ping kötü performans demektir.

Örnek kullanım: “My ping is 150ms, that’s why I keep dying.”


FPS (Frames Per Second)

Anlamı: Saniyedeki kare sayısı.

Oyunun akıcılığını belirleyen metrik. Ayrıca First Person Shooter (birinci şahıs nişancı) oyun türü anlamına da gelir.

Örnek kullanım: “I upgraded my GPU and now I get 144 FPS.”


Hitbox

Anlamı: Çarpışma alanı.

Bir karakterin vurulabilir bölgesi.

Örnek kullanım: “The hitbox on that character is broken, shots go right through.”


Hitmarker

Anlamı: İsabet işareti.

Bir düşmana hasar verdiğinizde ekranda çıkan görsel gösterge.

Örnek kullanım: “I got hitmarkers but he didn’t die, must be armor.”


Cooldown (CD)

Anlamı: Bekleme süresi.

Bir yeteneği tekrar kullanabilmek için geçmesi gereken süre.

Örnek kullanım: “My ultimate is on cooldown, wait 30 seconds.”



FPS Oyun Terimleri (CS2, Valorant, Call of Duty)

Headshot

Anlamı: Kafadan vuruş.

En yüksek hasarı veren, kafa bölgesine yapılan atış.

Örnek kullanım: “One tap headshot! That was clean.”


Clutch

Anlamı: Kritik anda takımı kurtarma.

Takımda tek kaldığında turu veya oyunu kazanma.

Örnek kullanım: “It’s a 1v4 situation, can he clutch this?”


Ace

Anlamı: Tek başına tüm düşman takımı öldürme.

Bir turda beş rakibi de tek başına eleyerek.

Örnek kullanım: “He got an ace in the pistol round!”


Wallbang

Anlamı: Duvar arkasından vurma.

Merminin duvarı delip geçerek düşmana hasar vermesi.

Örnek kullanım: “Nice wallbang through the wooden door!”


Peek

Anlamı: Köşeden bakma.

Bir köşeden hızlıca çıkarak bilgi alma veya ateş etme.

Örnek kullanım: “Don’t wide peek, they have an AWPer watching.”


Prefire

Anlamı: Önceden ateş etme.

Düşmanın olabileceği noktaya bakmadan önce ateş açma.

Örnek kullanım: “He prefired that corner perfectly.”


Spray

Anlamı: Sürekli ateş.

Tam otomatik modda durmadan ateş etme.

Örnek kullanım: “Learn to control your spray pattern.”


Tap

Anlamı: Tek tek ateş.

Her seferinde bir mermi atarak hassas nişan alma.

Örnek kullanım: “At long range, tap instead of spraying.”


Burst

Anlamı: Seri atış.

2-3 mermilik kısa patlamalar halinde ateş etme.

Örnek kullanım: “Use burst fire for medium range combat.”


Flick

Anlamı: Hızlı nişan hareketi.

Mouse’u hızlıca hareket ettirerek hedefi vurma.

Örnek kullanım: “That flick shot was insane!”


Tracking

Anlamı: Hedef takibi.

Hareket eden bir hedefi sürekli nişan altında tutma.

Örnek kullanım: “His tracking aim is really good.”


Crosshair Placement

Anlamı: Nişangah konumlandırma.

Nişangahı düşmanların çıkabileceği kafa seviyesinde tutma.

Örnek kullanım: “Work on your crosshair placement, you’re aiming at the ground.”


Rotate

Anlamı: Konum değiştirme.

Haritanın bir bölgesinden diğerine geçiş.

Örnek kullanım: “They’re pushing B, rotate now!”


Rush

Anlamı: Hızlı saldırı.

Bir noktaya toplu ve hızlı şekilde ilerleme.

Örnek kullanım: “Rush B, don’t stop!”


Push

Anlamı: İlerleme.

Düşman bölgesine doğru agresif hareket.

Örnek kullanım: “Let’s push mid together.”


Hold

Anlamı: Pozisyon tutma.

Bir noktayı savunarak bekleme.

Örnek kullanım: “Hold this angle, I’ll watch your back.”


Anchor

Anlamı: Sabit savunucu.

Bir bölgeyi asla terk etmeyen savunma oyuncusu.

Örnek kullanım: “I’ll anchor B site, you can rotate if needed.”


Lurk

Anlamı: Gizli hareket.

Takımdan ayrı hareket ederek düşmanı arkadan yakalama.

Örnek kullanım: “I’ll lurk and catch their rotators.”


Entry Frag

Anlamı: İlk öldürme.

Bir bölgeye girerken ilk düşmanı öldürme.

Örnek kullanım: “We need someone to get entry frags.”


Trade

Anlamı: Karşılıklı öldürme.

Takım arkadaşını öldüren düşmanı hemen öldürme.

Örnek kullanım: “Good trade! We’re still even.”


Bait

Anlamı: Yem olarak kullanma.

Takım arkadaşını tehlikeye atarak avantaj sağlama (genellikle olumsuz).

Örnek kullanım: “Stop baiting me and push together!”


Flash

Anlamı: Flaş bombası.

Düşmanları geçici olarak kör eden el bombası.

Örnek kullanım: “Flash them and I’ll peek.”


Smoke

Anlamı: Duman bombası.

Görüşü engelleyen taktik bomba.

Örnek kullanım: “Throw a smoke on that sniper position.”


Molly / Molotov

Anlamı: Yanıcı bomba.

Bir alanı ateşe veren ve hasar veren bomba.

Örnek kullanım: “Molly the corner to flush them out.”


Nade

Anlamı: El bombası.

Patlayıcı el bombası.

Örnek kullanım: “Save your nades for the retake.”


Utility

Anlamı: Taktik ekipman.

Flaş, duman, molotov gibi tüm taktik bombaların genel adı.

Örnek kullanım: “We need to use our utility before pushing.”


One-tap

Anlamı: Tek atışta öldürme.

Genellikle kafadan tek mermiyle öldürme.

Örnek kullanım: “He one-tapped me through the smoke!”


Drop

Anlamı: Silah vermek.

Takım arkadaşına silah satın alıp bırakma.

Örnek kullanım: “Can someone drop me an AK?”


Eco Round

Anlamı: Ekonomi turu.

Para biriktirmek için az harcama yapılan tur.

Örnek kullanım: “Let’s eco this round and full buy next.”


Force Buy

Anlamı: Zorunlu alım.

Yeterli para olmasa da silah satın alma.

Örnek kullanım: “We need to force buy, we can’t lose another round.”


Save

Anlamı: Silahı koruma.

Turu kaybetmek pahasına silahı bir sonraki tura taşıma.

Örnek kullanım: “Just save your AWP, the round is lost.”


Callout

Anlamı: Konum bildirme.

Düşman konumunu takıma sesli olarak iletme.

Örnek kullanım: “Good callout! We knew exactly where they were.”


Comms

Anlamı: İletişim.

Takım içi sesli veya yazılı iletişim.

Örnek kullanım: “Keep comms clear during clutch situations.”


Toxic

Anlamı: Zehirli/olumsuz davranış.

Hakaret eden, moral bozan oyuncu davranışı.

Örnek kullanım: “Mute him, he’s being toxic.”


Carry

Anlamı: Takımı sırtlama.

Takımın büyük bölümünü tek başına taşıyarak kazandırma.

Örnek kullanım: “He’s carrying us hard this game.”


Bottom Frag

Anlamı: En az öldürme yapan.

Skor tablosunun en altındaki oyuncu.

Örnek kullanım: “I’m bottom fragging but at least I’m giving good callouts.”


Top Frag

Anlamı: En çok öldürme yapan.

Skor tablosunun en üstündeki oyuncu.

Örnek kullanım: “Our top frag has 30 kills already.”


Whiff

Anlamı: Kolay atışı kaçırma.

Vurulması gereken bir hedefi ıskalama.

Örnek kullanım: “I whiffed that easy shot, sorry team.”


Choke

Anlamı: Baskı altında hata yapma.

Kritik anlarda gerginlikten dolayı başarısız olma.

Örnek kullanım: “Don’t choke! It’s just a 1v1.”


Tilt

Anlamı: Sinirlenip kötü oynama.

Hayal kırıklığından dolayı performansın düşmesi.

Örnek kullanım: “Take a break, you’re tilted.”



MOBA Oyun Terimleri (League of Legends, Dota 2)

Lane

Anlamı: Koridor.

Haritadaki üç ana yol: Top (üst), Mid (orta), Bot (alt).

Örnek kullanım: “I’m going top lane this game.”


Jungle

Anlamı: Orman.

Koridorlar arasındaki canavar dolu bölge.

Örnek kullanım: “Our jungler is farming the jungle camps.”


Gank

Anlamı: Baskın saldırı.

Bir koridora beklenmedik şekilde gelip düşmanı öldürme.

Örnek kullanım: “Jungler, can you gank my lane? I’m struggling.”


CS (Creep Score)

Anlamı: Minyon öldürme sayısı.

Öldürülen minyon sayısı, altın kazanmanın temel yolu.

Örnek kullanım: “Focus on your CS, you’re falling behind.”


Last Hit

Anlamı: Son vuruş.

Minyona öldürücü darbeyi vurarak altın kazanma.

Örnek kullanım: “Practice your last hitting in custom games.”


Minion / Creep

Anlamı: Bilgisayar kontrollü asker.

Koridorlarda ilerleyen küçük birimler.

Örnek kullanım: “Clear the minion wave before roaming.”


Tower / Turret

Anlamı: Kule.

Koridorlardaki savunma yapıları.

Örnek kullanım: “Don’t dive the tower without minions!”


Dive

Anlamı: Kule altına dalma.

Düşman kulesinin altına girerek saldırma.

Örnek kullanım: “That tower dive was too risky.”


Roam

Anlamı: Dolaşma.

Kendi koridorunu bırakıp diğer koridorlara yardıma gitme.

Örnek kullanım: “Mid laner is missing, he might be roaming.”


MIA / SS

Anlamı: Missing In Action – Kayıp.

Koridordaki düşmanın görünmediğini bildirme.

Örnek kullanım: “MIA bot lane, be careful mid!”


Feed / Feeding

Anlamı: Sürekli ölme.

Defalarca ölerek düşmana altın ve deneyim kazandırma.

Örnek kullanım: “Stop feeding! Play safe under tower.”


Int / Inting

Anlamı: Kasıtlı ölme (Intentional feeding).

Bilerek ölüp oyunu sabote etme.

Örnek kullanım: “Report him, he’s inting.”


Throw

Anlamı: Oyunu heba etme.

Kazanılan bir oyunu hatalarla kaybetme.

Örnek kullanım: “We threw that game so hard at Baron.”


Baron / Nashor

Anlamı: Güçlü orman canavarı (LoL).

Öldürüldüğünde takıma büyük avantaj sağlayan canavar.

Örnek kullanım: “Group up for Baron, we have the advantage.”


Dragon / Drake

Anlamı: Ejderha.

Öldürüldüğünde kalıcı bonuslar veren canavar.

Örnek kullanım: “We need to contest this dragon.”


Roshan

Anlamı: Güçlü orman canavarı (Dota 2).

Baron’un Dota 2’deki karşılığı.

Örnek kullanım: “They’re doing Roshan, we need to stop them!”


ADC (Attack Damage Carry)

Anlamı: Fiziksel hasar taşıyıcısı.

Oyun sonunda en çok hasar veren, korunması gereken rol.

Örnek kullanım: “Protect the ADC in teamfights.”


Support

Anlamı: Destek.

ADC’yi koruyan ve takıma yardımcı yetenekler sağlayan rol.

Örnek kullanım: “Good supports win lanes.”


Tank

Anlamı: Dayanıklı ön hat karakteri.

Çok can ve zırhı olan, hasarı üzerine çeken rol.

Örnek kullanım: “We need a tank, our team is too squishy.”


Squishy

Anlamı: Kolay ölen.

Az canı olan, hızlı öldürülebilen karakterler.

Örnek kullanım: “Their mid laner is squishy, focus him first.”


Burst

Anlamı: Ani yüksek hasar.

Çok kısa sürede büyük hasar verme.

Örnek kullanım: “Their assassin has insane burst damage.”


DPS (Damage Per Second)

Anlamı: Saniyedeki hasar.

Sürekli hasar verme kapasitesi.

Örnek kullanım: “We need more DPS to kill the boss.”


CC (Crowd Control)

Anlamı: Kitle kontrolü.

Düşmanları yavaşlatan, durduran veya etkisiz hale getiren yetenekler.

Örnek kullanım: “We have too much CC, they can’t move.”


Stun

Anlamı: Sersemletme.

Düşmanı tamamen hareketsiz bırakan CC türü.

Örnek kullanım: “Stun the carry and burst him down.”


Silence

Anlamı: Susturma.

Düşmanın yetenek kullanmasını engelleyen CC türü.

Örnek kullanım: “Silence their mage before he uses his combo.”


Root / Snare

Anlamı: Kök salma.

Düşmanın hareket etmesini engelleyen ama yetenek kullanabildiği CC türü.

Örnek kullanım: “I’ll root him, you follow up with damage.”


Kite / Kiting

Anlamı: Mesafe koruyarak saldırma.

Düşmandan uzak durarak hasar verme.

Örnek kullanım: “Kite the bruiser, don’t let him reach you.”


Peel

Anlamı: Koruma.

Takım arkadaşını tehditlerden koruma.

Örnek kullanım: “Peel for our ADC, he keeps getting dived.”


Engage

Anlamı: Savaş başlatma.

Takım kavgasını başlatan hamle.

Örnek kullanım: “Wait for a good engage before fighting.”


Disengage

Anlamı: Geri çekilme.

Savaştan çıkma veya savaşı reddetme.

Örnek kullanım: “We can’t win this fight, disengage!”


Poke

Anlamı: Uzaktan hasar.

Savaş başlatmadan uzak mesafeden hasar verme.

Örnek kullanım: “Poke them down before we engage.”


All-in

Anlamı: Tüm güçle saldırma.

Tüm yetenekleri kullanarak tam taarruz.

Örnek kullanım: “We’re going all-in at level 6.”


Snowball

Anlamı: Avantajı büyütme.

Küçük bir avantajı giderek büyüterek oyunu kontrol etme.

Örnek kullanım: “Their top laner is snowballing out of control.”


Scale / Scaling

Anlamı: Oyun geç safhasında güçlenme.

Bazı karakterler oyun uzadıkça daha güçlü olur.

Örnek kullanım: “We scale better, just don’t lose early.”


Early Game

Anlamı: Oyun başlangıcı.

İlk 15 dakikalık dönem.

Örnek kullanım: “Their team is strong in early game.”


Mid Game

Anlamı: Oyun ortası.

15-30 dakika arası dönem.

Örnek kullanım: “We spike in mid game with our item powerspikes.”


Late Game

Anlamı: Oyun sonu.

30 dakika sonrası dönem.

Örnek kullanım: “If we reach late game, we win.”


Split Push

Anlamı: Ayrı koridor itme.

Takımdan ayrılarak farklı bir koridorda ilerleme.

Örnek kullanım: “I’ll split push top while you pressure mid.”


Teamfight

Anlamı: Takım savaşı.

Her iki takımın da katıldığı büyük çatışma.

Örnek kullanım: “Group up, we need to teamfight for dragon.”


Skirmish

Anlamı: Küçük çatışma.

2-3 kişilik küçük çaplı savaşlar.

Örnek kullanım: “We won that skirmish in the river.”


Objective

Anlamı: Hedef.

Kule, ejderha, Baron gibi stratejik hedefler.

Örnek kullanım: “Focus on objectives, not kills.”


Vision

Anlamı: Görüş.

Haritadaki karanlık bölgeleri aydınlatma.

Örnek kullanım: “We need more vision around Baron.”


Ward

Anlamı: Görüş totemi.

Haritaya yerleştirilen görüş sağlayan nesne.

Örnek kullanım: “Place a ward in the river bush.”


Fog of War

Anlamı: Savaş sisi.

Görüş olmayan karanlık harita bölgeleri.

Örnek kullanım: “Don’t facecheck the fog of war.”


Facecheck

Anlamı: Körlemesine kontrol.

Görüş olmayan bir bölgeye dikkatsizcegirme.

Örnek kullanım: “He facechecked the bush and died instantly.”



Battle Royale Terimleri (PUBG, Fortnite, Apex Legends)

Hot Drop

Anlamı: Kalabalık bölgeye atlama.

Çok oyuncunun indiği, erken savaşların yaşandığı bölge.

Örnek kullanım: “Let’s hot drop and get some early action.”


Cold Drop

Anlamı: Sakin bölgeye atlama.

Az oyuncunun indiği, güvenli başlangıç bölgesi.

Örnek kullanım: “I prefer cold drops to loot peacefully.”


Circle / Zone

Anlamı: Güvenli bölge.

Oyuncuları bir araya getiren daralan alan.

Örnek kullanım: “The circle is closing, we need to move.”


Rotate

Anlamı: Konum değiştirme.

Güvenli bölgeye veya stratejik noktaya hareket etme.

Örnek kullanım: “Let’s rotate early to get good positioning.”


Gate Keep

Anlamı: Geçiş noktasını tutma.

Diğer takımların bölgeye girmesini engelleme.

Örnek kullanım: “We’re gatekeeping this bridge, no one’s getting through.”


Third Party

Anlamı: Üçüncü taraf saldırısı.

Savaşan iki takıma dışarıdan saldırma.

Örnek kullanım: “We got third partied while fighting another squad.”


Thirst / Thirsting

Anlamı: Yerdeki düşmanı hemen bitirme.

Knocked oyuncuyu aceleyle öldürme.

Örnek kullanım: “Don’t thirst him, focus on his teammates first.”


Knock / Knocked / Downed

Anlamı: Yere düşürme.

Düşmanı öldürmeden yere serme (takım arkadaşı kaldırabilir).

Örnek kullanım: “I knocked one, push now!”


Finish / Eliminate

Anlamı: Bitirme.

Knocked oyuncuyu tamamen öldürme.

Örnek kullanım: “Finish him before his team arrives.”


Revive / Res

Anlamı: Canlandırma.

Knocked takım arkadaşını ayağa kaldırma.

Örnek kullanım: “Cover me while I revive our teammate.”


Loot Goblin

Anlamı: Eşya canavarı.

Sürekli loot toplayan, savaşmaktan kaçınan oyuncu.

Örnek kullanım: “Stop being a loot goblin and help us fight!”


Loadout

Anlamı: Ekipman seti.

Oyuncunun taşıdığı silah ve ekipman kombinasyonu.

Örnek kullanım: “I have a perfect loadout: AR and sniper.”


Shield / Armor

Anlamı: Zırh/kalkan.

Ekstra dayanıklılık sağlayan koruyucu ekipman.

Örnek kullanım: “I need shield, I’m one shot.”


One Shot

Anlamı: Tek atımlık canı kalan.

Çok az canı kalan, tek atışla öldürülebilecek düşman.

Örnek kullanım: “He’s one shot, push him!”


Cracked

Anlamı: Zırhı kırılmış.

Shield’ı tamamen yok edilmiş düşman.

Örnek kullanım: “I cracked him, he has no armor left.”


Full Send

Anlamı: Tam taarruz.

Düşünmeden agresif saldırı.

Örnek kullanım: “Full send! They’re weak!”


W Key

Anlamı: Sürekli ileri gitme.

Agresif, durmadan saldıran oyun tarzı (W tuşu ileri hareket).

Örnek kullanım: “He’s just W keying everyone.”


Rat / Ratting

Anlamı: Saklanarak oynama.

Savaşmaktan kaçınıp gizlenerek hayatta kalma.

Örnek kullanım: “He’s ratting in a corner waiting for endgame.”


Endgame

Anlamı: Oyun sonu.

Son birkaç takımın kaldığı final aşaması.

Örnek kullanım: “Save your utility for endgame.”


Chicken Dinner

Anlamı: Birinci olma (PUBG).

PUBG’de oyunu kazanma.

Örnek kullanım: “Winner winner chicken dinner!”


Victory Royale

Anlamı: Birinci olma (Fortnite).

Fortnite’ta oyunu kazanma.

Örnek kullanım: “We got the Victory Royale!”


Champion

Anlamı: Birinci olma (Apex Legends).

Apex Legends’ta oyunu kazanma.

Örnek kullanım: “We are the champions!”



MMORPG Terimleri

Quest

Anlamı: Görev.

NPC’lerden alınan ve ödül kazandıran görevler.

Örnek kullanım: “I need to finish this quest for the legendary sword.”


Main Quest

Anlamı: Ana görev.

Oyunun hikayesini ilerletengörevler.

Örnek kullanım: “Focus on the main quest first.”


Side Quest

Anlamı: Yan görev.

Opsiyonel, ekstra ödül veren görevler.

Örnek kullanım: “This side quest gives a lot of XP.”


Raid

Anlamı: Baskın.

Büyük grupların katıldığı zorlu PvE içerik.

Örnek kullanım: “We’re doing a 40-man raid tonight.”


Dungeon

Anlamı: Zindan.

Küçük grupların girdiği zorlu bölgeler.

Örnek kullanım: “Let’s run this dungeon for better gear.”


Boss

Anlamı: Patron canavar.

Güçlü, öldürülmesi zor düşmanlar.

Örnek kullanım: “The final boss has three phases.”


Mob

Anlamı: Normal düşman.

Standart, kolay öldürülen düşmanlar.

Örnek kullanım: “Clear the mobs before pulling the boss.”


Pull

Anlamı: Düşmanı çekme.

Düşmanları savaşa dahil etme.

Örnek kullanım: “Tank, pull the next group.”


Aggro

Anlamı: Düşman dikkati.

Düşmanların kimi hedef aldığı.

Örnek kullanım: “The tank lost aggro, heal the mage!”


Threat

Anlamı: Tehdit seviyesi.

Düşmanların size ne kadar odaklandığını belirleyen değer.

Örnek kullanım: “DPS, watch your threat levels.”


Healer

Anlamı: İyileştirici.

Takımın canını dolduran rol.

Örnek kullanım: “We need a healer for this dungeon.”


DPS

Anlamı: Hasar verici.

Ana görevi hasar vermek olan roller.

Örnek kullanım: “We have too many DPS, we need a tank.”


Tank

Anlamı: Ön hat savunucusu.

Hasarı üzerine çeken, takımı koruyan rol.

Örnek kullanım: “Tank goes in first and grabs aggro.”


Wipe

Anlamı: Takım ölümü.

Tüm takımın ölmesi.

Örnek kullanım: “We wiped on the second boss.”


Respawn Point

Anlamı: Yeniden doğma noktası.

Öldükten sonra geri dönülen konum.

Örnek kullanım: “Set your respawn point at the inn.”


Bind Point

Anlamı: Bağlanma noktası.

Respawn point ile aynı anlam.

Örnek kullanım: “Don’t forget to bind here.”


Gear / Equipment

Anlamı: Ekipman.

Karakterin giydiği zırh ve silahlar.

Örnek kullanım: “I need to upgrade my gear.”


Loot

Anlamı: Ganimet.

Düşmanlardan düşen eşyalar.

Örnek kullanım: “Check the loot, there might be something good.”


Drop Rate

Anlamı: Düşme oranı.

Bir eşyanın düşme olasılığı.

Örnek kullanım: “The drop rate for this item is only 1%.”


Legendary / Epic / Rare / Common

Anlamı: Eşya nadirlik seviyeleri.

Eşyaların güç ve nadirlik sınıflandırması.

Örnek kullanım: “I finally got a legendary weapon!”


Bind on Pickup (BoP)

Anlamı: Alınca bağlanan.

Alındığında karaktere bağlanan, takas edilemeyen eşya.

Örnek kullanım: “Be careful, this item is BoP.”


Bind on Equip (BoE)

Anlamı: Giyilince bağlanan.

Giyilene kadar takas edilebilen eşya.

Örnek kullanım: “This BoE item is worth a lot of gold.”


Guild

Anlamı: Lonca.

Oyuncuların oluşturduğu topluluklar.

Örnek kullanım: “Join our guild, we raid every weekend.”


Clan

Anlamı: Klan.

Guild ile benzer, oyuncu topluluğu.

Örnek kullanım: “Our clan is recruiting new members.”


PvE (Player vs Environment)

Anlamı: Oyuncu vs Ortam.

Bilgisayar kontrollü düşmanlara karşı oynama.

Örnek kullanım: “I prefer PvE content over PvP.”


PvP (Player vs Player)

Anlamı: Oyuncu vs Oyuncu.

Diğer oyunculara karşı savaşma.

Örnek kullanım: “The PvP in this game is really competitive.”


Level / LVL

Anlamı: Seviye.

Karakterin güç göstergesi.

Örnek kullanım: “I just reached level 60!”


XP / EXP (Experience Points)

Anlamı: Deneyim puanı.

Seviye atlamak için gereken puanlar.

Örnek kullanım: “This quest gives a lot of XP.”


Cap

Anlamı: Maksimum seviye.

Ulaşılabilecek en yüksek seviye.

Örnek kullanım: “The level cap is 100 in this expansion.”


Endgame Content

Anlamı: Oyun sonu içeriği.

Maksimum seviyeye ulaştıktan sonraki içerik.

Örnek kullanım: “The real game starts at endgame content.”


Alt

Anlamı: Alternatif karakter.

Ana karakterin dışındaki yan karakterler.

Örnek kullanım: “I’m leveling my alt this week.”


Main

Anlamı: Ana karakter.

En çok oynanan birincil karakter.

Örnek kullanım: “My main is a warrior.”


Respec

Anlamı: Yetenek sıfırlama.

Karakter yeteneklerini yeniden dağıtma.

Örnek kullanım: “I need to respec for the new raid.”


Build

Anlamı: Karakter yapısı.

Yetenek ve ekipman kombinasyonu.

Örnek kullanım: “What build are you using for PvP?”


Min-Max

Anlamı: Optimizasyon.

Karakteri en verimli şekilde geliştirme.

Örnek kullanım: “He’s a min-maxer, his build is perfect.”


Theorycraft

Anlamı: Teori geliştirme.

Oyun mekaniği üzerinde matematiksel analiz yapma.

Örnek kullanım: “The theorycrafters found a new optimal rotation.”



Oyuncu Davranışlarını Tanımlayan Terimler

Camper

Anlamı: Pusucu.

Bir yerde gizlenip bekleyen oyuncu.

Örnek kullanım: “There’s a camper in that building.”


Rusher

Anlamı: Hücumcu.

Sürekli saldıran, agresif oyuncu.

Örnek kullanım: “He’s a rusher, he never plays defensive.”


Sweaty / Sweat

Anlamı: Aşırı ciddi oyuncu.

Kazanmak için çok yoğun çaba gösteren oyuncu.

Örnek kullanım: “This lobby is full of sweats.”


Casual

Anlamı: Rahat oyuncu.

Eğlence için oynayan, rekabetçi olmayan oyuncu.

Örnek kullanım: “I’m just a casual player, I play for fun.”


Hardcore

Anlamı: Sert oyuncu.

Oyuna çok zaman ve emek harcayan ciddi oyuncu.

Örnek kullanım: “Hardcore players have already finished the new content.”


Griefer

Anlamı: Tacizci.

Diğer oyuncuların deneyimini bozmaya çalışan kişi.

Örnek kullanım: “Report that griefer, he’s ruining the game.”


Troll

Anlamı: Trolleyen.

Kasıtlı olarak sinir bozucu davranışlar sergileyen oyuncu.

Örnek kullanım: “Don’t feed the troll, just ignore him.”


Hacker / Cheater

Anlamı: Hileci.

Oyunda hile programları kullanan kişi.

Örnek kullanım: “That guy is definitely a hacker, report him.”


Aimbot

Anlamı: Otomatik nişan hilesi.

Otomatik olarak düşmana nişan alan hile programı.

Örnek kullanım: “His aim is too perfect, he’s using aimbot.”


Wallhack

Anlamı: Duvar görme hilesi.

Duvarların arkasını görmeyi sağlayan hile.

Örnek kullanım: “He knew exactly where I was, probably wallhacking.”


Booster

Anlamı: Rank yükseltici.

Başkasının hesabında oynayarak rank yükselten kişi.

Örnek kullanım: “He got boosted, there’s no way he’s actually Diamond.”


Sore Loser

Anlamı: Kötü kaybeden.

Kaybettiğinde şikayet eden, bahane üreten oyuncu.

Örnek kullanım: “Don’t be a sore loser, just accept the defeat.”


Good Sport

Anlamı: İyi sporcu.

Kazansa da kaybetse de saygılı davranan oyuncu.

Örnek kullanım: “He’s a good sport, always says GG.”



Teknik ve Donanım Terimleri

FPS (Frames Per Second)

Anlamı: Saniyedeki kare sayısı.

Oyunun akıcılığını ölçen değer.

Örnek kullanım: “I’m getting 60 FPS on high settings.”


Ping

Anlamı: Gecikme süresi.

Sunucuya bağlantı gecikmesi (ms cinsinden).

Örnek kullanım: “My ping is too high, I keep lagging.”


Latency

Anlamı: Gecikme.

Ping ile aynı anlam.

Örnek kullanım: “High latency makes the game unplayable.”


Packet Loss

Anlamı: Paket kaybı.

İnternet bağlantısında veri kaybı.

Örnek kullanım: “I’m experiencing packet loss, my character keeps teleporting.”


Rubberbanding

Anlamı: Lastik bant etkisi.

Lag nedeniyle karakterin geri çekilmesi.

Örnek kullanım: “The rubberbanding is so bad, I can’t move properly.”


Server

Anlamı: Sunucu.

Oyunun barındırıldığı bilgisayar sistemi.

Örnek kullanım: “The servers are down for maintenance.”


Client

Anlamı: İstemci.

Oyuncunun bilgisayarındaki oyun programı.

Örnek kullanım: “Update your client to the latest version.”


Patch

Anlamı: Güncelleme.

Oyuna yapılan düzeltme ve ekleme güncellemeleri.

Örnek kullanım: “The new patch fixed a lot of bugs.”


Hotfix

Anlamı: Acil düzeltme.

Kritik hataları düzeltmek için yapılan hızlı güncelleme.

Örnek kullanım: “They released a hotfix for the game-breaking bug.”


Bug

Anlamı: Hata.

Oyundaki teknik sorunlar.

Örnek kullanım: “I found a bug that lets you walk through walls.”


Glitch

Anlamı: Aksaklık.

Beklenmedik oyun davranışları.

Örnek kullanım: “There’s a glitch that duplicates items.”


Exploit

Anlamı: İstismar.

Oyundaki açıkları avantaj için kullanma.

Örnek kullanım: “Using that exploit can get you banned.”


GPU

Anlamı: Grafik işlemci.

Ekran kartı.

Örnek kullanım: “I need a better GPU for this game.”


CPU

Anlamı: İşlemci.

Bilgisayarın ana işlemcisi.

Örnek kullanım: “This game is very CPU intensive.”


RAM

Anlamı: Bellek.

Geçici veri depolama.

Örnek kullanım: “You need at least 16GB RAM for this game.”


SSD

Anlamı: Katı hal sürücüsü.

Hızlı depolama birimi.

Örnek kullanım: “Install the game on your SSD for faster loading.”


Resolution

Anlamı: Çözünürlük.

Ekran görüntü kalitesi (1080p, 1440p, 4K).

Örnek kullanım: “I play at 1440p resolution.”


Refresh Rate

Anlamı: Yenileme hızı.

Monitörün saniyede kaç kez yenilendiği (Hz).

Örnek kullanım: “144Hz monitor makes a huge difference.”


V-Sync

Anlamı: Dikey senkronizasyon.

Ekran yırtılmasını önleyen ayar.

Örnek kullanım: “Turn off V-Sync to reduce input lag.”


Input Lag

Anlamı: Giriş gecikmesi.

Tuşa basma ile oyundaki tepki arasındaki gecikme.

Örnek kullanım: “This TV has too much input lag for competitive gaming.”


FOV (Field of View)

Anlamı: Görüş alanı.

Ekranda görünen alanın genişliği.

Örnek kullanım: “Increase your FOV to see more of the battlefield.”


Motion Blur

Anlamı: Hareket bulanıklığı.

Hızlı hareketlerde oluşan bulanıklık efekti.

Örnek kullanım: “Turn off motion blur for clearer visuals.”


Anti-Aliasing

Anlamı: Kenar yumuşatma.

Pürüzlü kenarları düzelten grafik ayarı.

Örnek kullanım: “Anti-aliasing makes the game look smoother.”



Sohbet Kısaltmaları

GG (Good Game)

Anlamı: İyi oyundu.

Örnek: “GG everyone!”


GG WP (Good Game Well Played)

Anlamı: İyi oyundu, güzel oynadın.

Örnek: “GG WP, close match!”


GG EZ (Good Game Easy)

Anlamı: İyi oyundu, kolaydı.

Örnek: “GG EZ” (genellikle kışkırtma amaçlı)


GL HF (Good Luck Have Fun)

Anlamı: İyi şanslar, iyi eğlenceler.

Örnek: “GL HF everyone!”


BRB (Be Right Back)

Anlamı: Hemen döneceğim.

Örnek: “BRB, need water.”


AFK (Away From Keyboard)

Anlamı: Klavye başından uzaktayım.

Örnek: “Going AFK for 5 mins.”


GTG / G2G (Got To Go)

Anlamı: Gitmem gerekiyor.

Örnek: “GTG, see you tomorrow!”


WTF (What The F***)

Anlamı: Bu da ne?

Örnek: “WTF was that shot?!”


OMG (Oh My God)

Anlamı: Aman Tanrım.

Örnek: “OMG that was insane!”


LOL (Laugh Out Loud)

Anlamı: Kahkahayla gülüyorum.

Örnek: “LOL, that was hilarious.”


LMAO (Laughing My A** Off)

Anlamı: Çok komik.

Örnek: “LMAO, did you see that fail?”


ROFL (Rolling On Floor Laughing)

Anlamı: Yerlerde yuvarlanıyorum.

Örnek: “ROFL, I can’t stop laughing.”


IMO / IMHO (In My Opinion / In My Humble Opinion)

Anlamı: Bence / Bana göre.

Örnek: “IMO, this is the best weapon.”


TBH (To Be Honest)

Anlamı: Dürüst olmak gerekirse.

Örnek: “TBH, I think we should surrender.”


IDK (I Don’t Know)

Anlamı: Bilmiyorum.

Örnek: “IDK where they went.”


NVM (Nevermind)

Anlamı: Boşver.

Örnek: “NVM, I found it.”


NP (No Problem)

Anlamı: Sorun değil.

Örnek: “NP, happy to help.”


TY / THX (Thank You / Thanks)

Anlamı: Teşekkürler.

Örnek: “TY for the carry!”


YW (You’re Welcome)

Anlamı: Rica ederim.

Örnek: “YW, anytime.”


PLZ / PLS (Please)

Anlamı: Lütfen.

Örnek: “Help me pls!”


ASAP (As Soon As Possible)

Anlamı: En kısa sürede.

Örnek: “We need backup ASAP!”


FTW (For The Win)

Anlamı: Kazanmak için.

Örnek: “Teamwork FTW!”


RIP (Rest In Peace)

Anlamı: Huzur içinde yat.

Oyunlarda “öldün” veya “bitti” anlamında kullanılır.

Örnek: “RIP, you got destroyed.”


EZ (Easy)

Anlamı: Kolay.

Örnek: “That was EZ.”


Rekt (Wrecked)

Anlamı: Perişan edildin.

Örnek: “You got absolutely rekt.”


Noob

Anlamı: Acemi.

Örnek: “Stop being a noob and learn the game.”


Owned / Pwned

Anlamı: Alt edildin.

Örnek: “You just got owned!”


Salty

Anlamı: Tuzlu/sinirli.

Kaybetme sonrası yaşanan hayal kırıklığı.

Örnek: “Don’t be salty, it’s just a game.”


Cringe

Anlamı: Utanç verici.

Örnek: “That celebration was so cringe.”


Pog / PogChamp

Anlamı: Harika/şaşırtıcı.

Heyecan verici anlarda kullanılır.

Örnek: “That play was so pog!”


Kappa

Anlamı: İroni/şaka.

Twitch’ten gelen, ironi belirten ifade.

Örnek: “I’m the best player ever Kappa.”


F

Anlamı: Saygı gösterisi.

“Press F to pay respects” meme’inden gelir.

Örnek: “He died to fall damage. F.”


W / L (Win / Loss)

Anlamı: Kazanç / Kayıp.

Örnek: “That’s a W for us!”


Sonuç

Oyun dünyasının bu evrensel dilini öğrenmek, sadece iletişiminizi kolaylaştırmakla kalmaz, aynı zamanda İngilizcenizi de geliştirir. Bu terimler sürekli güncellenmekte ve yeni oyunlarla birlikte yeni terimler eklenmektedir.

Bu rehberi favorilerinize ekleyerek ihtiyaç duyduğunuzda kolayca erişebilirsiniz. Eksik gördüğünüz terimleri yorumlarda belirtirseniz listeye ekleyebiliriz!


Son Güncelleme: Kasım 2025

Etiketler: ingilizce oyun terimleri, gamer sözlüğü, gaming terimleri, oyun kısaltmaları, fps terimleri, moba terimleri, lol terimleri, cs2 terimleri, valorant terimleri, battle royale terimleri

Soru sor veya yorum bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

💬 Yorum Yap (0)