Ne Var Bunda Bu Kadar Büyütülecek İngilizcesi Nedir? Karşılıkları ve Kullanımı

İngilizce İfadeler 6 dk okuma

Türkçede sıkça başvurduğumuz, bir durumun gereğinden fazla abartıldığını veya önemsendiğini düşündüğümüzde kullandığımız “Ne var bunda bu kadar büyütülecek?” ifadesi, duygularımızı ve bakış açımızı yansıtmanın etkili bir yoludur. Peki, bu yaygın ifadenin İngilizce’deki karşılıkları nelerdir ve hangi durumda hangisini kullanmak daha doğrudur? Bu makalede, bu ifadenin İngilizce’deki çeşitli karşılıklarını, anlam inceliklerini ve kullanım bağlamlarını detaylı bir şekilde ele alacağız.

Temel Anlam: Abartıyı Hafife Alma

“Ne var bunda bu kadar büyütülecek?” ifadesinin temelinde, bir olayın, durumun veya sorunun gereğinden fazla ciddiye alındığı, abartıldığı veya üzerinde lüzumsuz yere durulduğu fikri yatar. Konuşmacı, konunun aslında o kadar da önemli olmadığını, paniğe veya aşırı tepkiye gerek olmadığını belirtmek ister. İngilizce’de bu anlamı karşılayan birden fazla ifade bulunur ve seçilecek ifade, konuşmanın tonuna, bağlamına ve konuşmacının niyetine göre değişiklik gösterebilir.

En Yaygın Karşılık: “What’s the big deal?”

Bu ifadenin belki de en doğrudan ve yaygın İngilizce karşılığı “What’s the big deal?” ifadesidir. Kelime anlamı olarak “Büyük mesele ne?” veya “Önemli olan ne?” şeklinde çevrilebilir. Tıpkı Türkçe’deki gibi, bir konunun neden bu kadar büyütüldüğünü sorgulamak için kullanılır.

  • Örnek: A: “I can’t believe I forgot my umbrella! The whole day is ruined!” (Şemsiyemi unuttuğuma inanamıyorum! Bütün gün mahvoldu!) B: “Relax, what’s the big deal? You can buy a cheap one or just run between buildings.” (Sakin ol, ne var bunda bu kadar büyütülecek? Ucuz bir tane alabilirsin ya da binalar arasında koşarsın.)
  • Örnek: “He’s making such a noise about a tiny scratch on his car. Seriously, what’s the big deal?” (Arabasındaki küçücük bir çizik için o kadar gürültü yapıyor ki. Cidden, ne var bunda bu kadar büyütülecek?)

Bu ifade genellikle gayriresmi (informal) konuşmalarda kullanılır ve duruma göre biraz küçümseyici veya sabırsız bir ton taşıyabilir.

Durum Tespiti: “It’s not a big deal.”

Eğer soru sormak yerine doğrudan durum tespiti yapmak istiyorsanız, yani “Bunda büyütecek bir şey yok” demek istiyorsanız, “It’s not a big deal.” ifadesini kullanabilirsiniz. Bu, “What’s the big deal?” sorusuna verilebilecek bir cevap niteliğindedir veya kendi başına bir yatıştırma ifadesi olarak kullanılabilir.

  • Örnek: A: “I’m so sorry I’m a few minutes late!” (Birkaç dakika geciktiğim için çok üzgünüm!) B: “Don’t worry about it, it’s not a big deal.” (Endişelenme, önemli değil / büyütülecek bir şey yok.)
  • Örnek: “Yes, I missed the bus, but it’s not a big deal, the next one comes in 10 minutes.” (Evet, otobüsü kaçırdım ama büyütülecek bir şey yok, bir sonraki 10 dakika içinde geliyor.)

Telaşa Odaklanma: “What’s all the fuss about?” / “Why make such a fuss?”

Eğer vurgulamak istediğiniz şey, konu etrafında koparılan gereksiz telaş, yaygara veya endişe ise, “What’s all the fuss about?” (Bütün bu telaş/yaygara ne için?) veya “Why make such a fuss?” (Neden bu kadar telaş/yaygara yapıyorsun/yapılıyor?) ifadeleri daha uygun olabilir. “Fuss” kelimesi, gereksiz heyecan, endişe veya aktivite anlamına gelir.

  • Örnek: “Everyone is running around worried about the presentation. What’s all the fuss about? We still have a week left.” (Herkes sunum hakkında endişeyle koşturuyor. Bütün bu telaş neden? Daha bir haftamız var.)
  • Örnek: “Okay, you spilled a little coffee. Why make such a fuss? Just clean it up.” (Tamam, biraz kahve döktün. Neden bu kadar büyütüyorsun? Sadece temizle.)

Deyimsel Anlatım: “Don’t make a mountain out of a molehill.”

Türkçe’deki “pireyi deve yapmak” deyimine oldukça yakın bir anlam taşıyan “Don’t make a mountain out of a molehill.” deyimi de bu bağlamda kullanılabilir. Kelime anlamı “Köstebek yuvasından dağ yapma” olan bu deyim, küçük bir sorunu veya önemsiz bir konuyu çok büyük bir problemmiş gibi göstermemek gerektiğini ifade eder. Bu, genellikle birisine doğrudan tavsiye verirken kullanılır.

  • Örnek: “You failed one small quiz, it doesn’t mean you’ll fail the course. Don’t make a mountain out of a molehill.” (Küçük bir quizden kaldın, bu dersi geçemeyeceğin anlamına gelmez. Pireyi deve yapma / Bu kadar büyütme.)

Deyimler, dilin renkli ve kültürel yönünü yansıtır. Daha fazla İngilizce deyim öğrenmek isterseniz, İngilizce deyimler sözlüğü sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Daha Gayriresmi Seçenekler: “It’s no biggie.”

Arkadaşlar arasında veya çok samimi ortamlarda, “It’s not a big deal” ifadesinin daha da kısaltılmış ve argoya yakın hali olan “It’s no biggie.” kullanılabilir. Anlam tamamen aynıdır ancak çok daha rahat bir tonu vardır.

  • Örnek: A: “Dude, I accidentally used your mug.” (Kanka, yanlışlıkla senin kupanı kullandım.) B: “Ah, it’s no biggie.” (Ah, sorun değil / lafı bile olmaz.)

Daha Küçümseyici veya Alaycı Tonlar: “So what?” / “Big deal!”

Bazen “Ne var bunda bu kadar büyütülecek?” ifadesi, konuyu sadece hafife almakla kalmaz, aynı zamanda küçümsemek veya alay etmek amacıyla da kullanılır. Bu tür durumlarda İngilizce’de “So what?” (Yani? Ne olmuş yani?) veya “Big deal!” (Büyük olay! / Çok da umurumda!) ifadeleri kullanılabilir. Ancak dikkatli olunmalıdır, çünkü bu ifadeler genellikle kaba veya duyarsız algılanabilir.

  • Örnek: A: “I got a promotion, but it’s only a small raise.” (Terfi aldım ama sadece küçük bir zam.) B (alaycı): “Big deal!” (Vay be, büyük olay!)
  • Örnek: A: “He said he doesn’t like my new haircut.” (Yeni saç kesimimi beğenmediğini söyledi.) B: “So what? It’s your hair, not his.” (Ne olmuş yani? Bu senin saçın, onun değil.)

Doğru İfadeyi Seçmek

Gördüğünüz gibi, Türkçe’deki tek bir ifadenin İngilizce’de pek çok karşılığı olabiliyor. Doğru ifadeyi seçmek için şu faktörleri göz önünde bulundurmalısınız:

  1. Bağlam: Konuşma nerede ve kiminle geçiyor? Resmi bir ortam mı, samimi bir sohbet mi?
  2. Niyet: Amacınız sadece durumu yatıştırmak mı, birini eleştirmek mi, yoksa konuyu tamamen küçümsemek mi?
  3. Ton: Nazik mi, sabırsız mı, alaycı mı, yoksa nötr mü olmak istiyorsunuz?

Bu tür ifadelerin yanlış kullanımı, iletişimde yanlış anlaşılmalara yol açabilir. Bu nedenle, özellikle farklı kültürel bağlamlarda, ifadenin potansiyel etkisini düşünmek önemlidir. İngilizce öğrenirken bu tür yaygın hatalardan kaçınmak, etkili iletişim için kritik öneme sahiptir.

Sonuç

“Ne var bunda bu kadar büyütülecek?” ifadesi, bir durumu veya olayı önemsizleştirmek, abartıyı azaltmak istediğimizde kullandığımız güçlü bir araçtır. İngilizce’de bu anlamı vermek için “What’s the big deal?“, “It’s not a big deal.“, “What’s all the fuss about?” gibi yaygın ifadelerden, “Don’t make a mountain out of a molehill.” gibi deyimlere veya “It’s no biggie.” gibi daha rahat ifadelere kadar geniş bir yelpaze mevcuttur. Hangi ifadeyi seçeceğiniz, tamamen içinde bulunduğunuz duruma, karşınızdaki kişiye ve iletmek istediğiniz mesaja bağlıdır. Bu ifadeleri doğru bağlamda kullanarak İngilizce iletişiminizi daha doğal ve etkili hale getirebilirsiniz.

1 yorum

  1. Elif dedi ki:

    Gerçekten güzel bir derleme olmuş. Günlük hayatta sık kullandığımız bir ifadenin İngilizce’deki karşılıklarını böyle detaylı görmek faydalı. Bazen sadece bir çeviriyi bilmek yetmiyor, hangi durumda hangi tonla kullanmak gerektiğini anlamak lazım. Mesela ‘So what?’ gibi bir ifadenin ne kadar kaba kaçabileceğini bilmek önemli. ‘It’s no biggie’ de kulağa hoş geliyormuş, daha samimi ortamlarda kullanabilirim. Bu tür incelikleri öğrenmek İngilizce konuşma becerimi kesinlikle geliştirecektir. Emeğinize sağlık.

Soru sor veya yorum bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

💬 Yorum Yap (1)
Exit mobile version